yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2013 Perşembe

leyla'ya...




* Üç gün önce düşünülüp, eften püften yoğunluklarımdan ancak  bugün kaleme alınabilmiştir.

Bir tepeden aşağı doğru yürürken insan pek çok şeyi idrak edebilir elbet. Mevsimin değiştiğini mesela...Zamanın nasıl da su gibi aktığını...
Bugün orman yolundan, elektrik tellerinin üzerinde birbirleriyle hiç tanışmıyormuş gibi umursamaz görünseler de yan yana sıkış tepiş dizilmiş, vurdukça eli, kolu, yüzü acıtan yağmurdan aynı ölçüde nasibini almış ve soğuk havayı geçirmemek için itinayla  didik didik olmuş bir örnek tüyleriyle adını bilmediğim tembel ama ötüşken kuşların şarkıları eşliğinde kafamdakileri yerlere döküp saçmamaya özen göstererek yürürken ağaçların tepelerinin dolabımda -çoğu zaman- pişirmeye geç kaldığım için sararan brokolilerime benzediğini görünce gülümsedim. Değişimi onlara baktıkça görebildiğim  için severim meşe ormanlarını.
Çalılıkların yanından geçerken içlerindeki rutubet kokusunu içime çektim, uzaklardan gelen ot yanığı kokusu ilişti burnuma sonra...
Evime dönerken grinin en kurşuni tonuyla gökyüzü yere nasıl da yakındı ve içim kederleniyordu böyle yürürken...

Gri ve soğuk...Bir arada nasıl da kasvetli...

Kış bu...

Sonra kapımı açar açmaz tarçın kokulu bir sıcaklık sardı her yanımı...Nasıl kırmızı anlatamam :) Biraz da sarı evet! Çünkü sarı onun favori rengi...Ve bugün onun doğum günü!


Leyla'm,küçücük kızım  Khalil Gibran'ın dediğince  bize emanet edildiği günden bu yana büyüyormuş gözümüzün önünde de haberimiz yokmuş...
" Hani nası ................yapmıştık ya anne! Ne güzeldi dimi?" formatındaki cümleleriyle her defasında yeniden alevlenen kimi zaman sancılı, kimi zaman öfkeli, ölesiye yorgun kimi zaman ama  o koca "h  a  y  a  t  ı "  mutluluk, tatmin, minnet ve huzurun yanında tarif edilemez bir sevgiyle doldurmaya başlı başına yeten bir duyguyu getirip önünüze koyuveren o küçücük kalp...Yanında da  promosyon olarak A Ş K!

:)

Kırmızı ve tarçın kokusu...Bir arada nasıl güzel anlatamam...
Yaz gibi işte bu da...Ve insan ancak bişeye karşı duyduğu aşkla hissedebilir bunu..
Sevdiğimiz adamların aşklarından gayrı, aşkı bambaşka bir boyutuyla iliklerimize kadar hissettirecek evlatlarımız da varsa, durup biraz düşünmeli.

...

Buyrun, başka bir arzunuz?

5 Eylül 2013 Perşembe

yaz bitti



Bu sabah evimize girerken, ayakkabılarımızı giyerken,tembel tembel bahçedeki kanepemizde otururken, sıkılmış Teo yu kucağımızda gezdirip  avuturken karşılaştığımız, havada asılı kağıttan yelkenli minik gemim, benim sevimli küçücük rüzgar çanım yağan yağmurlardan nasibini aldığını anlatmaya başladı ... Çokça zamandır buruş buruş,boynu bükük...
'' Yaz bitti!..''  dedi usulca kulağıma ...'' Nereye yelken açılır ki şimdi?İndir beni burdan...''
Yaz boyunca gergin duran  palamarı çözerken, rüzgar gülünün sesiydi bu kez kulağıma ilişen:

'' Bak, bu sabahki hoyrat rüzgar kopardı mavi renkli yaprağımı...Tam zamanı artık içeri girmenin, yoksa işine yaramayız gelecek bahar... ''
Çaresiz peki dedim,yasemin saksının  dibindeki kuytu köşesinden,  serin ve nemli topraktan çekip aldım.Bu kez geminin yanıydı yeri avuçlarımda sessiz,durgun...

Yaz bitti...

Hep düşünürüm,biz yazın bittiğine kanaat getirip de sahilleri terkettiğimizden ,başka şeylere yöneldiğimizden mi biter yaz,yoksa yaz bittiğinden mi terkederiz sahilleri...Sanki bazen öyle olur ki biz biraz daha umut etsek devam edecekmiş gibi...

:)

" Yaz geçer  yine gelir
   yaz geçer  iyi gelir sözcükler "  der  ya M.Mungan aynı isimli kitabının  başında...

Sözcükler iyi geliyor bu günlerde bol bol yeni sözcükler, ve yeni yerler kaybolup okumak için...

:)